Özel Yetkili Mahkemelerin Kaldırılması

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündeminde bulunan 'Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. Maddesi Uyarınca Kurulan Mahkemelerin Kaldırılması ve Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi' ile ilgili Diyarbakır Barosu, 4 maddelik taleplerini komisyona sundu.
11 Şubat 2014 Salı , 13:57
Okunma: 378
0 Yorum

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündeminde bulunan 'Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 10. Maddesi Uyarınca Kurulan Mahkemelerin Kaldırılması ve Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi' ile ilgili Diyarbakır Barosu, 4 maddelik taleplerini komisyona sundu.

 AK Parti hükümeti tarafından Özel Yetkili Mahkemeleri'nin kaldırılmasına dair teklif maddesi bugün TBMM Adalet Komisyonu'nda tatışılmaya başlanılacak. Özel Yetkili Mahkemeler ve Terörle Mücadele Kanunu'ndaki değişikliklerle ilgili Diyarbakır Barosu tarafından Adalet Komisyonu'nda sunulmak üzere 4 maddelik talep hazırlandı. Diyarbakır Baro Başkanı Av. Tahir Elçi, 4 maddelik önerilerini düzenlediği basın toplantısıyla dile getirdi. Öneriler arasında özelilkle TMK'nın kaldırılması konusuna vurgu yaptıklarını anlatan Elçi, uzun tutukluluk süresi ve hasta tutukluların durumlarının da talepler arasında yer aldığını ifade etti. Elçi, "Terörle Mücadele Kanunun 10'uncu Maddesi Uyarınca Kurulan Ağır Ceza Mahkemeleri'nin Kaldırılmasına ve Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunulmuş, teklif bu gün itibariyle TBMM Adalet Komisyonu'nda ele alınmaya başlanacaktır. Daha önce Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin, bir süredir Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri'nin başta kişi özgürlüğü ve adil yargılama hakkı olmak üzere birçok temel hak ve özgürlüğü ihlal eden uygulamalarının temel dayanağı Terörle Mücadele Kanunu'dur. Bu mahkemelere olağanüstü nitelik kazandıran ve bu mahkemelere olağanüstü yetkiler veren temel hukuksal enstrüman olan Terörle Mücadele Kanunu ve bu kanunun hükümleridir. Bu nedenle adından 'özel yetkili' kavramını çıkarsanız da aynı amaçları gerçekleştirmek üzere ve aynı araçları başka mahkemelere verdiğinizde o mahkemeyi gerçekte kaldırmış olmazsınız" dedi.

"TMK'NIN KALDIRILMASI KÜRT SORUNUN ÇÖZÜMÜNÜ GÜÇLENDİRECEK"
Elçi, TMK'nın yürürlükte olmasının Kürt sorunun önünde bir engel taşıdığını kaydederek, çözüm sürecininde oluşan çatışmasızlık ortamı dikkate alınarak kanunun değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Elçi, "TMK 10 maddesi uyarınca kurulan Özel Yetkili Mahkemeler kaldırıldıktan sonra, TMK’nın tümüyle yürürlükten kaldırmak ceza hukuku tekniği ve ceza kanunun bütünselliği bakımından gerekli olduğu gibi, böyle bir düzenleme Kürt sorununun demokratik çözümü bakımından da süreci geliştirici ve güçlendirici bir unsur olacaktır. Tam bir yıl önce başlatılan barış ve çözüm süreci çerçevesinde bu güne kadar bir tek silahlı çatışmanın yaşanmamış olmasını da dikkate alan parlamento, bu teklifle birlikte TMK’yı tümüyle yürürlükten kaldırma fırsatını değerlendirmelidir. Diyarbakır Barosu, DGM’lerden başlamak üzere olağanüstü yargılamalar sonunda verilmiş ve infaz edilmemiş tüm mahkumiyet hükümleriyle ilgili yeniden yargılama yapılmasını, haklarındaki mahkumiyet hükmü infaz edilmiş kişilere ise sembolik de olsa bir tazminat verilmesini öngören bir düzenleme de önermektedir" diye konuştu. 
Diyarbakır Barosu tarafından hazırlanan 4 maddelik öneriyi açıklayan Elçi, öneriler arasında hasta tutukluların sağlık sorununa vurgu yaptıklarını belirterek açıklamalarını şöyle sürdürdü: 
"Halihazırdaki kanun teklifi ile ve yerel seçimler öncesi böyle bir düzenleme olanaklı olmazsa da, 4 madde halinde sunulan öncelikli ve acil önerilerimiz mutlaka meclis gündemindeki kanun teklifiyle birlikte düzenlenmelidir. Önerilerimiz, TMK’nın terörün tanımı başlıklı 1. maddesi değiştirilmeli, suçlar arasında eşitsizlik ve adaletsizliğe yol açarak cezaları artıran bu yasanın 5. maddesi mutlaka yürüklükten kaldırılmalıdır. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri'nin Uygulanmasına Dair Kanun'da suçlar arasında infaz eşitsizliğini öngören 'Koşullu Salıverilme' başlıklı 107. maddesinde eşitsizliği giderici bir düzenlemeye gidilmelidir. Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 'örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyenler örgüt üyesi gibi cezalandırılır' biçimindeki 220/6 maddesi yürürlükten kaldırılmalı, TCK’nın 314/2 maddesinde düzenlenen 'silahlı örgüt üyeliği' tanımına açıklık getirilmelidir. Silahlı örgüt üyeliğinin tanımı belirli, öngörülebilir ve yargıca ceza hukukunun ilkelerine de aykırı şekilde geniş takdir yetkisi tanımayacak bir şekilde yeniden düzenlenmelidir. Yaşam hakkının mutlak ve sınırlamaz niteliği ile bu hakkın her türlü kamusal yarardan üstün ve önceliği gözetilerek, gerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi ve gerekse 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri'nin Uygulanması Hakkındaki Kanunun 16. maddesinde değişiklik yoluna gidilmelidir. Buna göre; CMK’nın 100. maddesinin son fıkrasında tutuklama kararı verilemeyecek nedenler arasına, 'tutukluluğun infazı koşulları sanığın hayatı için tehlike oluşturuyorsa' ibaresi de eklenmelidir. İnfaz Kanunu'nun 16. maddesinin 2. fıkrasında mevcut 'Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkumun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır' düzenlemedeki 'kesin' ibaresi kaldırılmalıdır. Keza aynı maddenin 6. paragrafındaki mevcut 'Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkumun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir' biçimindeki düzenlemeden "toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen” ibaresi kaldırılmalıdır. Kanun teklifi ile birlikte yapılmasını önerdiğimiz düzenleme ve değişiklikleri kamuoyunun ve yetkililerin dikkatine sunuyoruz".


Kaynak:İHA
SON HABERLER
YAZARLAR
Copyright © 2009-2014 www.amedhaberajansi.com Tüm Hakları Saklıdır